20 Aralık 2008 Cumartesi

Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi, Peter Handke



Kapıda, berberde çalışan iki kızla karşılaştı. Onları kendisiyle birlikte başka bir kahveye gelmeye davet etti. İkinci kız, oradaki otomatik pikapta hiç plak olmadığını söyledi. Bloch ona, ne demek istediğini sordu. Kız, pikaptaki plakların işe yaramaz olduğunu anlattı. Bloch önden dışarıya çıktı, kızlar da peşinden gittiler. İçecek bir şeyler ısmarlayıp sandviç paketlerini açtılar. Bloch öne eğilip onlarla konuşmaya başladı. Kızlar ona kimlik kartlarını gösterdiler. Kartların plastik kaplarına dokunur dokunmaz elleri terlemeye başladı. Kızlar ona asker mi olduğunu sordular. İkinci kızın o akşam bir şirket tanıtmacısıyla randevusu vardı; ama dördü birlikte gitseler daha iyi olurdu, çünkü iki kişi olduklarında konuşacak bir şey olmuyordu. "Dört kişi olunsa birisi bir şey der, sonra başka birisi. İnsan biribirine fıkra anlatır." Bloch, ne yanıt vereceğini bilemedi. Yandaki odada bir bebek yerde emekliyordu. Bir köpek sıçrayarak çocuğun çevresine dolanıyor ve onun yüzünü yalıyordu. Tezgâhın üstündeki telefon çalmaya başladı, o çaldığı sürece Bloch söylenenleri dinlemedi. Kızlardan biri askerlerin genellikle hiç paraları olmadığını söyledi. Bloch bunu yanıtlamadı. Kızlar, o ellerine bakınca, tırnaklarının saç spreyi yüzünden bu denli kara olduğunu söylediler. "Boyamak fayda vermiyor, uçları hep kara kalıyor." Bloch başını yukarıya kaldırdı. "Giysilerimizi hazır alırız." "Birbirimizin saçını yaparız." "Yazın eve döndüğümüzde tan ağırıyor olur." "Ben ağır dansları yeğlerim." "Eve dönerken eskisi denli çok şaka yapmıyoruz artık, o zaman insan konuşmayı unutuyor." Öteki kız her şeyi ciddiye alırdı birinci kıza göre. Dün istasyona giderken belki kayıp çocuğu bulurum umuduyla meyve bahçesine bakacak denli ileriye götürmüştü işi. Sanki onlara bakmış olması doğru değilmiş gibi Bloch, kızların kimlik kartlarını geriye vereceğine masanın üstüne koydu. Parmak uçlarının bıraktığı nemli izlerin buharlaşıp, kimliklerin plastik kaplarından silinişine baktı. Kızlar ona ne iş yaptığını sorduklarında eskiden kalecilik yaptığını söyledi. Kalecilerin öteki oyunculardan daha uzun bir süre aktif kalabileceklerini açıkladı. "Zamora daha o zamanlar epeyi yaşlıydı," dedi. Kızlar, karşılık olarak tanımış oldukları futbolculardan söz ettiler. Kendi köylerinde bir maç olduğunda karşı takımın kalecisinin arkasına durup onunla alay ederek onu tedirgin etmeye çalışırlardı. Çoğu kaleciler eğri bacaklıydılar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder