30 Kasım 2008 Pazar

Isa Bu Koye Ugramadi - Carlo Levi


Hiçbir alışkanlık, hiçbir kural, hiçbir kanun zorunlu bir ihtiyaca, coşkun bir isteğe dayanamaz: Bu adet de nihayet görünüşü kurtaran bir kalıp olmakla kalıyor; ama bu kalıba ister istemez giriyor herkes. Bununla beraber ova alabildiğine geniş; kadınla erkeğin buluşma fırsatları çok, ihtiyar aracı kadınlar, yüzü gözü açılmış genç kızlar da yok değil. Örtülere bürünüp kendilerini saklayan kadınlar vahşi hayvanlar gibidir; Yalnız cinsel sevgiyi düşünürler, hem de hiç işi büyütmeden, nazlanmadan: Bu işi öyle serbestçe, öyle rahatça konuşurlar ki şaşar insan. Sokakta kara gözleriyle size alttan alttan, erkekliğinizi ölçer gibi bakarlar, arkanızdan fısıldaşdıklarını, saklı değerlerinizden söz ettiklerini duyarsınız. Arkanıza döndünüz mü elleriyle yüzlerini kapar ve parmakları arasından bakarlar size. Bu arzuya hiçbir duygu karışmaz; öyle güçlü bir istektir ki bu, kara gözlerinden taşar ve doldurur köyün havasını. Duydukları olsa olsa kendilerini aşan, karşı konmaz bir güce boyun eğme duygusudur. Aşklarında bile coşkunluktan, umuttan çok bir çeşit tevekkül vardır. Ellerine geçen fırsat uçan kuş gibi de olsa kaçırmamak isterler; hiç konuşmadan şıp diye anlaşıverirler. Ahlakın yırtıcı sertliği, Türklerinkine benzer kıskançlıklar, adam öldürmeler, öç almalara götüren vahşi bir onur duygusu üstüne anlattıkları ve benim de önceleri doğru sandığım şeyler birer masaldır orada. Belki de çok eskiden bir gerçekti bunlar ve anlattığım kuru kalıp onlardan kalmadır. Ama göçler değiştirmiş her şeyi. Erkekler azalmış ve memleket kadınlara kalmış. Birçok kadının kocası Amerika'da. İlk yıl, hatta ikinci yıl mektup yazar, sonra lafı edilmez olur. Orada yeni bir aile mi kurdu, ne oldu bilinmez, yok olur ortadan, bir daha da gelmez. Kadın ilk yıl bekler, ikinci yıl da bekler, sonra bir fırsat çıkar önüne ve bir çocuğu olur. Böylece analar geçer evin başına, onlardan sorulur her şey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder